İşçilikten Memurluğa Geçişlerde Kıdem Tazminatı/İkramiye Çatışkıları
Soru: İşçiyken aynı kurumda memur olanların kıdem tazminatı hakkı var mı? Bu durumdaki kişiler için kıdem tazminatı ve ikramiye durumları nasıl olur?
Cevap: Aynı kurum içinde işçilikten memurluğa geçişte kıdem tazminatı hakkı bulunmuyor. Zira kıdem tazminatı hakkı doğması için muhakkak sözleşmenin feshi gerekiyor ve fesih halinde de kurum ile kişi ayrışmış oluyor, aynı kurumda memur olarak devamının önü de tıkanmış oluyor. Fesih, işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi sona erdiren bir işlem olup statü değişikliği bu anlama gelmediği için kıdem tazminatının ödenmesini gerektirmiyor.
8 Ekim 2012 Pazartesi
5 Ekim 2012 Cuma
Borçlu mükellef için son şans!
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ”6111 sayılı yasa kapsamında, yani bundan faydalanan mükelleflerimiz bu ay sonu itibariyle mutlaka taksitlerini ödesinler çünkü bu son şans” dedi.
Daha önce taksitlerini zamanında ödemeyip de sistem dışında kalan mükellefleri de uyaran Şimşek, şöyle devam etti: "6111 sayılı yasa kapsamında, yani bundan faydalanan mükelleflerimiz bu ay sonu itibariyle mutlaka taksitlerini ödesinler çünkü bu son şans. Bundan sonra yeni bir düzenleme gündemde değil. Gelir İdaremiz zaman zaman mükelleflerimize borçlarını hatırlatıcı mektuplar yollamakta. Ben bugün buradan bütün mükelleflerimize sesleniyorum, borçları varsa bir an önce ödemeye çalışsınlar. Vatandaşlara borcu olup olmadığını Gelir İdaresi internet sitesinden öğrenebilme imkanı sağladık. Borç sorgulamak için vergi dairesine gidilmesine gerek yok."
Daha önce taksitlerini zamanında ödemeyip de sistem dışında kalan mükellefleri de uyaran Şimşek, şöyle devam etti: "6111 sayılı yasa kapsamında, yani bundan faydalanan mükelleflerimiz bu ay sonu itibariyle mutlaka taksitlerini ödesinler çünkü bu son şans. Bundan sonra yeni bir düzenleme gündemde değil. Gelir İdaremiz zaman zaman mükelleflerimize borçlarını hatırlatıcı mektuplar yollamakta. Ben bugün buradan bütün mükelleflerimize sesleniyorum, borçları varsa bir an önce ödemeye çalışsınlar. Vatandaşlara borcu olup olmadığını Gelir İdaresi internet sitesinden öğrenebilme imkanı sağladık. Borç sorgulamak için vergi dairesine gidilmesine gerek yok."
2 Ekim 2012 Salı
Vergi ve primde 'zamanaşımı' kolay değil
Devlet hükümranlık ilkesi gereği vatandaşlarından vergi; verdiği sağlık hizmeti, emeklilik maaşı vs. sosyal haklar sebebiyle de sosyal güvenlik primi almaktadır.
Ancak gerçek ve tüzel kişiler devlete olan bu borçlarını zamanında ödemeyebilir. Bazen de devlet, ödenmesi gereken bir vergi veya primin varlığının da farkına varmayabilir. Bu yüzden eksik bildirilen vergi ve primlerin inceleme, denetim vb. yollarla tespitine çalışılır. Sonraki yıllarda tespit edilen vergi ve primler mükelleflerden ceza ve faiziyle alınır. Devletlerin inceleme, denetim ve takip mekanizmaları güçlendikçe, ceza ve faizler ağırlaştıkça ödenmesi gereken vergi ve primler gerçeğe daha uygun beyan edilir ve ödenir. Bütün tedbirlere rağmen fark edilmeyen vergi ve primler olacağı da ayrı bir gerçektir. Devlet de mükellefler de bu borç ve alacakların sonsuza kadar takip edilmesini istemez. Çünkü devletin vergiden doğan alacağını uzun bir süre sonra istemesi hem vergi idaresi hem de mükellef yönünden sorunlar doğurur. İdare vergi veya primin varlığını ispat yönünden güçlüklerle karşılaşır. Ayrıca takip ve tahsil yönünden de zorluklar yaşanır. Mükellefler de borçlu olarak uzun süre belirsizlik içinde kalacakları ve defter-belgeleri saklamak zorunda olacakları için ciddi sıkıntılar yaşar. Bu yüzden vergi mevzuatına da zamanaşımı müessesesi getirilmiştir. Zamanaşımı bu olumsuzlukları büyük ölçüde önlemektedir. Vergi hukukunda tarh zamanaşımı ve tahsil zamanaşımı olmak üzere iki çeşit zamanaşımı bulunmaktadır. Bunlardan tarh zamanaşımı Vergi Usul Kanunu'nda; tahsil zamanaşımı ise Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da düzenlenmiş. Zamanaşımının en önemli yanlarından biri, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmadan hüküm ifade etmesidir. Tahsil daireleri amme alacağının tahsilinde zamanaşımını re'sen dikkate almak zorunda.
Ancak gerçek ve tüzel kişiler devlete olan bu borçlarını zamanında ödemeyebilir. Bazen de devlet, ödenmesi gereken bir vergi veya primin varlığının da farkına varmayabilir. Bu yüzden eksik bildirilen vergi ve primlerin inceleme, denetim vb. yollarla tespitine çalışılır. Sonraki yıllarda tespit edilen vergi ve primler mükelleflerden ceza ve faiziyle alınır. Devletlerin inceleme, denetim ve takip mekanizmaları güçlendikçe, ceza ve faizler ağırlaştıkça ödenmesi gereken vergi ve primler gerçeğe daha uygun beyan edilir ve ödenir. Bütün tedbirlere rağmen fark edilmeyen vergi ve primler olacağı da ayrı bir gerçektir. Devlet de mükellefler de bu borç ve alacakların sonsuza kadar takip edilmesini istemez. Çünkü devletin vergiden doğan alacağını uzun bir süre sonra istemesi hem vergi idaresi hem de mükellef yönünden sorunlar doğurur. İdare vergi veya primin varlığını ispat yönünden güçlüklerle karşılaşır. Ayrıca takip ve tahsil yönünden de zorluklar yaşanır. Mükellefler de borçlu olarak uzun süre belirsizlik içinde kalacakları ve defter-belgeleri saklamak zorunda olacakları için ciddi sıkıntılar yaşar. Bu yüzden vergi mevzuatına da zamanaşımı müessesesi getirilmiştir. Zamanaşımı bu olumsuzlukları büyük ölçüde önlemektedir. Vergi hukukunda tarh zamanaşımı ve tahsil zamanaşımı olmak üzere iki çeşit zamanaşımı bulunmaktadır. Bunlardan tarh zamanaşımı Vergi Usul Kanunu'nda; tahsil zamanaşımı ise Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da düzenlenmiş. Zamanaşımının en önemli yanlarından biri, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmadan hüküm ifade etmesidir. Tahsil daireleri amme alacağının tahsilinde zamanaşımını re'sen dikkate almak zorunda.
1 Ekim 2012 Pazartesi
Part-time çalışan işçilerin hafta tatili hakları var mıdır?
Kısmi süreli (part-time) iş sözleşmesi ile işyerinde çalışan işçilerin hafta tatili haklarının bulunup bulunmadığına ilişkin farklı görüşler ve uygulamalar bulunmaktadır. Mevzuatta açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle doktrinde tartışılan bu konuya ilişkin işverenler ile kısmi süreli çalışan işçiler arasında uzlaşmazlıklar çıkmakta, birbiri ile çelişen idare ve yargı kararları bulunmaktadır.
25 Eylül 2012 Salı
Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Tek Ortaklı Limited Ve Anonim Şirket Kuruluş İşlemleri
Bilindiği üzere 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu 13 Ocak 2011 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve 25 Şubat 2011 tarihinde Resmi Gazete ’de yayınlanmıştır. Kanunun uygulama tarihi ise 01 Temmuz 2012 olarak belirlenmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun getirdiği en önemli yeniliklerden birisi de tek ortaklı Anonim Şirket ve Limited Şirket kuruluşudur. Çoğu zaman şirket kurabilmek için kâğıt üzerinde sembolik ortaklar olmaktadır. İşte Yeni Türk Ticaret Kanunu hem bunun önüne geçmek hem de şirket kuruluşlarını kolaylaştırmak için tek ortaklı şirket kuruluşuna izin vermektedir. Kuruluş esnasında taahhüt edilen sermayenin 1/4 ‘ü bankaya bloke ettirilme zorunluluğu getirilmiş kalan ¾ kısım ise yirmi dört ay içinde ödenmesi gerekmektedir. ( TTK Md. 344 ). Her ortağın koyduğu sermaye ise 25.- TL. ve katları şeklinde olmalıdır. Aynı zamanda Limited Şirketin asgari sermaye tutarı 10.000.- TL. ’ye çıkarılırken, Anonim Şirketlerde ise asgari sermaye tutarı 50.000.-TL. olma zorunluluğu korunmuştur (Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş halka açık olmayan anonim şirketlerin başlangıç sermayesi ise 100.000.-TL. den az olmaması gerekmektedir.). Eski Ticaret Kanunu’nda anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin şirkette pay sahibi olma zorunluğu varken, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda ise şirkette pay sahibi olmayan kişilerinde yönetim kurulu üyesi olma yolu açılmıştır.
23 Eylül 2012 Pazar
Emeklilik yaşı yükseliyor mu?
Fısıltı gazetesinde yer alan haberler inanılmaz bir hızla yayılıyor. Okurumuz Emel Kural, "Ben 1968 doğumluyum, şu anki yasayla 47 yaş, 5450 gün ile emeklilik hakkım var.
Şu an yeni yasa çıkarılacak olursa; ben 2015 yılında emekli olma hakkını elde ediyorum, bu durum beni de etkileyecek mi? Yani emeklilik yaşım değişecek mi? Çünkü 2015 yılı sonrası aylık bağlanacaklar 53 yaşa yükseltilmesi konuşuluyormuş. Bunda 2015'te emekli olacaklar da mı etkilenecek? Yoksa 2016 da olacaklar mı?" diyor.
Elbette konu emeklilik olunca herkeste bir tedirginlik yaşanıyor. Önceki gün bir yakın arkadaşımla konuşurken, emeklilik yaşının düzeltileceği tedirginliği ile birçok kişi emeklilik başvurusu yaptığını ifade etti. Hemen belirtelim ki, emeklilik yaşının tespitinde halihazırda geçerli uygulama aynen devam ediyor. Bir değişiklik yapılmış değil.Ülkemizde erken yaşta emeklilik hakkından faydalananların sayısı azaldıkça, emekli olanların yaş ortalaması artıyor. Yani, her geçen yıl emekli olanların ortalama yaşı önceki yıllara göre artış gösteriyor. Fakat hali hazırda çalışanların işe giriş tarihlerine göre değişen emekli yaşını artırmıyor.
Elbette konu emeklilik olunca herkeste bir tedirginlik yaşanıyor. Önceki gün bir yakın arkadaşımla konuşurken, emeklilik yaşının düzeltileceği tedirginliği ile birçok kişi emeklilik başvurusu yaptığını ifade etti. Hemen belirtelim ki, emeklilik yaşının tespitinde halihazırda geçerli uygulama aynen devam ediyor. Bir değişiklik yapılmış değil.Ülkemizde erken yaşta emeklilik hakkından faydalananların sayısı azaldıkça, emekli olanların yaş ortalaması artıyor. Yani, her geçen yıl emekli olanların ortalama yaşı önceki yıllara göre artış gösteriyor. Fakat hali hazırda çalışanların işe giriş tarihlerine göre değişen emekli yaşını artırmıyor.
21 Eylül 2012 Cuma
Limited Şirketlerde Müdürler Kurulu Başkanı Ne Zamana Kadar Seçilmelidir?
1.Giriş:
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu genel olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak aynı kanundaki bazı maddelerin yürürlüğü ile ilgili farklı tarihler mevcuttur. Bu tarihlerin pek çoğu 6102 sayılı kanunla ilgili olarak çıkarılan 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunla düzenlenmiştir. Bu yazımızda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 624. maddesinde hüküm altına alınan “Müdürler Kurulu Başkanı” ile yine Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlülüğü ile ilgili 6103 sayılı kanunun 25. Maddesinde yer alan düzenlemeler çerçevesinde Müdürler Kurulu Başkanı’nın hangi tarihe kadar seçilmesi gerektiği izah edilmeye çalışılacaktır.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu genel olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak aynı kanundaki bazı maddelerin yürürlüğü ile ilgili farklı tarihler mevcuttur. Bu tarihlerin pek çoğu 6102 sayılı kanunla ilgili olarak çıkarılan 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunla düzenlenmiştir. Bu yazımızda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 624. maddesinde hüküm altına alınan “Müdürler Kurulu Başkanı” ile yine Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlülüğü ile ilgili 6103 sayılı kanunun 25. Maddesinde yer alan düzenlemeler çerçevesinde Müdürler Kurulu Başkanı’nın hangi tarihe kadar seçilmesi gerektiği izah edilmeye çalışılacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)