Belirsiz süreli iş sözleşmesinin bu sözleşmenin tarafı olan işveren ya da işçi tarafından ihbar süreli feshi halinde, önümüze 'ihbar süresi uygulaması' gelmektedir. Bu uygulama, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17'nci maddesi kapsamında yapılan fesih kapsamında ortaya çıkmaktadır.
Bugün işveren ya da işçi tarafından yapılan ihbar süreli feshin niteliğine ve aralarındaki farklara dikkati çekmek istiyorum.
Öncelikle fesih hakkını tanımlamalıyım. İş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin sonu itibariyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir hak olarak ortaya konulabilir, fesih hakkı. İhbar süresi uygulaması, bütün fesihlerde geçerli değildir.
Tahsin Sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tahsin Sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2013 Pazartesi
4 Eylül 2012 Salı
Emeklilik sürecinde yapılacaklar
Yaşlılık sigortası, yaşın ilerlemesiyle oluşan çalışma gücü azalması sonucu gelir kaybına uğrayan sigortalıların geçimlerini sağlamak amacıyla kurulmuş sigorta koludur.
Aktif çalışma hayatından çekilen sigortalıların gelir kaybı, yaşlılık sigortasıyla telafi edilir. Bu sigorta kolundan sağlanan yardımlar, yaşlılık aylığının bağlanması ve yaşlılık toptan ödemesinin yapılmasıdır. Bugün sadece yaşlılık aylığının bağlanması konusu hakkında bilgiler vereceğim.
Okuyucum Ahmet Camnalbur'un sorusu şöyledir: '1996 yılında emeklilik başvurusu yaptım. Müracaatımdan 11 ay sonra cevaben 2 gün erken başvuru yaptığım nedeniyle başvurum reddedildi. 1997 yılında tekrar başvurdum ve emekli oldum. Fakat son yılımın primi sayılmadığından düşük maaşla emekli oldum. Hukuken yapabileceğim bir hakkım var mı?'
Okuyucum Ahmet Camnalbur'un sorusu şöyledir: '1996 yılında emeklilik başvurusu yaptım. Müracaatımdan 11 ay sonra cevaben 2 gün erken başvuru yaptığım nedeniyle başvurum reddedildi. 1997 yılında tekrar başvurdum ve emekli oldum. Fakat son yılımın primi sayılmadığından düşük maaşla emekli oldum. Hukuken yapabileceğim bir hakkım var mı?'
6 Haziran 2012 Çarşamba
Kıdem Tazminatı Tavan Tutarı Değişti.
Bilindiği üzere kıdem tazminatı tavan tutarı, normal şartlarda, yılbaşında ve Temmuz ayı başında olmak üzere, yılda iki defa değişmektedir.
Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte bulunan 14'üncü maddesi gereğince, iş sözleşmeleri yasal hak ediş şartları doğrultusunda sona eren işçilere ödenecek kıdem tazminatının bir yıllık miktarı, en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına ödenen bir yıllık emeklilik ikramiyesi tutarı ile sınırlandırılmış bulunuyor. Ve bu nedenle memur maaş katsayısına bağlı olarak kıdem tazminatı tavan tutarına ilişkin oranlar sürekli değişmektedir. Bu yıl, yılbaşında ilan edilen göstergelere göre, 5 ay ödeme yapıldıktan sonra, Haziran ayı başında belirlenebilen memur maaş artışı nedeniyle, çalışma hayatındaki göstergelerin başında yer alan kıdem tazminatı tavan tutarı da 2012 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden belirlenmiş oldu.
Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte bulunan 14'üncü maddesi gereğince, iş sözleşmeleri yasal hak ediş şartları doğrultusunda sona eren işçilere ödenecek kıdem tazminatının bir yıllık miktarı, en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına ödenen bir yıllık emeklilik ikramiyesi tutarı ile sınırlandırılmış bulunuyor. Ve bu nedenle memur maaş katsayısına bağlı olarak kıdem tazminatı tavan tutarına ilişkin oranlar sürekli değişmektedir. Bu yıl, yılbaşında ilan edilen göstergelere göre, 5 ay ödeme yapıldıktan sonra, Haziran ayı başında belirlenebilen memur maaş artışı nedeniyle, çalışma hayatındaki göstergelerin başında yer alan kıdem tazminatı tavan tutarı da 2012 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden belirlenmiş oldu.
21 Şubat 2012 Salı
GSS açısından kısmî süreli çalışma
Gelişmiş toplumlarda çalışma sürelerinin esnekliği önem kazanmıştır. Kısmi süreli iş ilişkisine dayalı olarak yapılan çalışmalar, verimliğin artması, istihdam maliyetlerinin düşürülmesi için bilhassa hizmet sektöründe sıkça rastlanan bir durumdur. Bu tür çalışma şekillerinden işletmelerde beklenen fayda, iş sürelerini daha verimli kullanmak, daha az personel ile daha kısa süreli çalışma sürecinde verimliliği yakalamak suretiyle daha fazla mal ve hizmet üretimi gerçekleştirmektir. Bunun için işletmelerde esnek üretim modeli, alternatif uygulama olarak ortaya çıkmıştır.
1 Şubat 2012 Çarşamba
İşveren işçiden senet alabilir mi?
İş Kanunu'nda satış üzerine şirket alacaklarını tahsil etmek, petrol istasyonunda pompadan satış yapma sırasında tahsilât yapmak, kasiyer vb görevlerde bulunmak gibi malî yükümlülük içeren görevlere alınan işçilerden işe alım sırasında ya da benzer görevlerle görevlendirme sırasında teminat niteliğinde senet alınabilmesi hakkında herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak piyasada bazı işverenlerin işyerinde çalışması amacıyla işe aldığı ya da görevlendirdiği işçisinden teminat amacıyla senet aldığı ve uğrayabileceği zararlara karşı kendilerini güvenceye almayı amaçladığı bilinmektedir. Böyle bir ihtiyaç bulunduğu savunulabilecek işler, piyasada elbette var. Fakat daha önceden, ihtiyacı yeterince karşılama gücü içermese de, zarar karşılığı kesinti düzenlemesi, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nda mevcuttu. 4857 sayılı İş Kanunu'nda ise bu konuda düzenleme yapılmayarak, çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü, genel hükümlere bırakılmıştır.
İş sözleşmesine konulmuş olan bir hükme istinaden işçiden işe girerken oluşabilecek zararlara karşı teminat niteliğinde senet alınabilir mi?
İş sözleşmesine konulmuş olan bir hükme istinaden işçiden işe girerken oluşabilecek zararlara karşı teminat niteliğinde senet alınabilir mi?
Ölüm aylığı hakediş şartları
Sosyal Güvenlik Mevzuatımıza göre, ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartlarını şöyle dile getirmemiz mümkün. Ölüm sigortasından sağlanan haklar,
a) Ölüm aylığı bağlanması,
b) Ölüm toptan ödemesi yapılması,
c) Aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,
d) Cenaze ödeneği verilmesinden oluşmaktadır. Bu yazımda değişik 5510 sayılı Yasadan hareketle ölüm aylığının hak edilmesinin şartlarını ele alacağım.
6 Aralık 2011 Salı
İşçinin bedelli askerliği ve kıdem tazminatı
Bilindiği üzere hangi işçilerin kıdem tazminatı alabileceği, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükteki 14'üncü maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümde yer aldığı üzere, muvazzaf askerlik dolayısıyla iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmesi durumunda, işverenin kıdem tazminatını ödeme yükümlülüğü doğmaktadır. Yani askerlik nedeniyle kıdem tazminatı talep edilebilmesi için muvazzaf askerlik dolayısıyla işçi tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi gerekmektedir. Mevcut sonuncu düzenlemeden önceki bedelli askerlik uygulamalarında 21 günlük temel askerlik hizmeti yapılmasından dolayı, muvazzaf askerlik dolayısıyla işçi tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesinin şart olması nedeniyle, işçi talebi üzerine işveren tarafından kıdem tazminatı ödeniyordu. Ancak bu defa 21 günlük temel askerlik hizmeti yapılmayacak ve yükümlü işçiler bedelli askerlik parasını yatırdıklarında bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olacak ve dolayısıyla da muvazzaf askerlik için iş sözleşmesi feshedilmediğinden kıdem tazminatı da ödenmeyecektir.
1 Ekim 2011 Cumartesi
Yeraltı çalışması uygulaması
İktisadî anlamda vazgeçilmez bir faaliyet olarak, yeraltı çalışması uygulamasına dikkatleri çekmek istiyorum. İş ve sosyal güvenlik mevzuatında ve Gelir Vergisi Kanunu'nda konu hakkında düzenlemeler yapılmış bulunmaktadır. Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi işler, yeraltı işleridir. Bu işlerde yapılan çalışmaların düzenlenmesi önemlidir. Bu yazımda bu düzenlenmeleri ele alacağım.
4857 sayılı İş Kanunu'nun "yer ve su altında çalıştırma yasağı" başlıklı 72'nci maddesinde, "Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır" hükmü, konu hakkındaki önemli düzenlemelerin başında yer almaktadır. İş Kanunu'nun 66'ncı maddesine göre de madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler, işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılmaktadır. "İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği"nin 7. Maddesi gereğince, maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon tünel inşaatı gibi işlerin yer ve sualtı yapılanlarında fazla çalışma yapılamaz. Yine madde gereğince, günde 7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerde de fazla çalışma yapılamaz. Madenlere su verme işleri ve yeraltı işleri de 7,5 saatten fazla çalışılamayacak işlerdendir. Bu nedenle günde 7,5 saatten fazla çalışma yeraltı işlerinde yapılamaz.
4857 sayılı İş Kanunu'nun "yer ve su altında çalıştırma yasağı" başlıklı 72'nci maddesinde, "Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır" hükmü, konu hakkındaki önemli düzenlemelerin başında yer almaktadır. İş Kanunu'nun 66'ncı maddesine göre de madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler, işçinin günlük çalışma sürelerinden sayılmaktadır. "İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği"nin 7. Maddesi gereğince, maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon tünel inşaatı gibi işlerin yer ve sualtı yapılanlarında fazla çalışma yapılamaz. Yine madde gereğince, günde 7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerde de fazla çalışma yapılamaz. Madenlere su verme işleri ve yeraltı işleri de 7,5 saatten fazla çalışılamayacak işlerdendir. Bu nedenle günde 7,5 saatten fazla çalışma yeraltı işlerinde yapılamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)